ayaküstü saçmalıklar

• 15/8/2007 - taşıntım tuttu yine:)

sevgili çevrem, taşınıyorum. Bundan sonra

 

http://ayakustusacmaliklar.blogspot.com/

 

dan görüşürüz...

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 10/8/2007 - özlemişim mustafa abi'yi-mustafa abi dizisinden bir kesit:-

Kız doğdu...Öyle derin bir sessizlik olmadığı gibi ölçülü bir sevinç de yaşandı.Herkes yaşına, yakınlığına, yerine ve konumuna göre; muhatabını aynı ölçülülükle tebrik etti.

Gözün aydın, Allah analı-babalı büyütsün, Allah anasına-babasına bağışlasın, sağlıklı sıhhatli ömür versin… hayırlı uğurlu olsun, güle güle kullan, Mustafa Abi, dedim ben de. Sarılıp kucaklayacak oldum; sırtımı sıvazlamakla yetindi. Dokuz doğurmanın ve dokuz doğurduğunu çaktırmamanın yorgunluğuna karşın mağruriyetinden ödün vermeden, sağol ciğerim, dedi. Çaktırmadı ama ben gördüm, gülümsedi...

 

Uzun zamandır canımızı sıkan, cep telefonlarının fonksiyon yarışına bir son nokta koymak için, elimizdeki model model cep telefonlarını bir masaya yayıp kurcalanmadık yerlerini bırakmadan parça-pinçik ettikten sonra, nihayet bir teknoloji harikasını piyasaya sürmeye hazırdık. Bu nedenle ben ayağa fırlayıp, theperuj, çeçen, apsuva, apsuva, apsuva oynadım, heyhahhhhhhhh diye  kendi kedime deju yapıp alkış tuttum; o mağrur ve mütevazı insan başıyla usulca hayatı  selamladı. Sonra Hamiyet yengeye  seslenip:Al bakalım Zümrüt Hanım, dedi, sana kibrit kutusu büyüklüğünde dünyanın en küçük cep telefonunu yaptım. Gerektiğinde şarjlı el süpürgesi, bisiklet pompası, kürdan, lahmacundan soğan ayıklama cihazı, saç tokası ve ola ki yanlışlıkla sesten hızlı gidecek olursan, sonik bomba alarmı olarak da kullanabilirsin, dedi. Çok sevindi Hamiyet Yenge, teşekkür etti, gözlerinin içi gülerek aldı bu nedeni söylenmeksizin-ki aslında biliyordu- verilen hediyeyi ama içinden “keşke bir Trabzon burması taksaydı” dedi. Onu öyle Mutlu gören Mustafa Abi de  çaktırmadan gülümsedi, ama ben farkettim.

O günlerde henüz baba olmasına karşın, özel meseleleri için toplumun çıkarlarını ertelemek istemeyen Mustafa Abi’nin canı çok sıkkındı oysa. Bu nedenle bu çok fonksiyonlu cep telefonunu tamamlayıp bitirmek onu çok rahatlattı. Artık toplumsal ve hatta  universal bir sorunu çözdüğüne göre kişisel problemlerine de sıra gelmişti. Kalk biraz dışarı çıkalım ciğerim, dedi. Çıktık...

Gel şu çay bahçesine oturalım ciğerim, dedi. Oturduk...Eh birer çay içeriz değil mi ciğerim, dedi.İçtik...

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 8/7/2007 - güm şiir barakıp gitmiş:)

Günay kaldı bana; şiirlerinden olsa gerek.

Çok çocuktuk oysa biz...

Beş, altı, yedi, sekiz gibi...

Çok çocuktuk

Parmaklarımızla saymaya kalksak yorulurduk..

Günay kaldı.Bir tek onu tanıdığımı sanıyorum şimdi,

şiirlerinden olsa gerekkk..

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 27/6/2007 - seyirlik

emlakçı,boya-badanacı,mobilyacı, perdeci vs vs vs derken hiç te bizi açmayan bir koşuşturmacanın içinde buldıuk kendimizi.Bir ara soluklanmak için Nart'ın önerdiği bir filme gidelim bare dedik. Pişman değiliz.

Tavsiye de ederiz...

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 22/6/2007 - eski defter karıştırmaca

Nereye gittiğimi bilmeden yürüdüğüm günlerden birinde çıktı karşıma. Zaten ben genellikle nereye gittiğimi bilmem, aldırmam. Nereye gittiğimle ayaklarım ilgilenir. Aklım gideceğim yere vardıktan sonra devreye girer. Hani  “aklıma esti, çıktım gittim” derler ya...Benim aklıma esmez işte böyle şeyler. Aklıma kalsa, hep yapacak işlerim vardır; gidilecek daha önemli bir yerler...Ama, yüreğim ve ayaklarım öyle mi? Üstelik işbirlikçiler.Yüreğime  eser benim,  ayaklarım düşer yola...

Mesela bir  tek sözcük yüreğimi mengeneye alıp, sıkıştırmaya görsün...Yahut bir resim bile yeter.. Bir telefon; “hadi” diyen dost bir ses... Bana nispet yapar gibi savrulup geçen bir sonbahar yaprağı... Kuşlar (ki onları sevmem aslında, özgür olduklarına da inanmam)...Fotoğraflar...Ayakkabılar...Sırt çantaları...Cüzdan arasında kalmış, yırtılıp parçalanmış bir otobüs bileti...Tren sesi...Teker sesi...Ayak sesi...yol sesi...

Ellerimde kitaplarım mı yoksa alışveriş poşeti mi vardı bilmem; tek hatırladığım, kollarımın dolu oluşu.Karşıma çıktı. Selam verdim. Selam verdi.Yüzüme boş boş bakışından daha önce hiç karşılaşmamış olduğumuz belli oluyordu. Zaten daha önce karşılaşmış olsak, mutlaka hatırladım. Bütün gereksiz ayrıntıları hatırlarım ben. Üç yaşımdan beri biriktirdiğim anılarım var.Evet evet üç yaşımdan beri...Belki zorlasam hafızamı, beni doğurtan ebeyi bile hatırlayabilirim.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 22/6/2007 - kiraz mevsimi

Mustafa Abi aradı bu gün..."Kızım haftasonu kiraz festivali başlıyor, gelsene ..." dedi.

Bir yerlerde sizi  özleyen,düşünen, düşünürken gülümseyen birilerinin olması ne güzel...

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 20/6/2007 - oh beaa!

öss geçti:)sezonu dokuzda yedi ile kapattık ki; mutluyuz gururluyuz:)

gözlerininn içi gülüyor çocukların pek çoğunun.

işte bu bize kendimizi süperrrrrrrr hissettiriyor.

üzgün olanlar da

var elbet, ben de onlar için üzgüünüm...

Dilerim bir an önce kendileiryle yüzleşirler

öss saçma bi sınav; zamanında ben bile kazandım işte::))

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 7/6/2007 - tri niri niri nom:)

Yoğun, çoook yoğun bir çalışma döneminin daha sonu...Çalıuşma programım yavaş yavaş çözülüyor...Nihayet kendime ayıracak zamanım olacak, saçımı filan da tararım belki:P

Ne çok şey var yapılacak;

blogumu epeydir ihmal ettim herşeyden önce

ve sonra

okunacak kitaplar

izlemek istediğim filmler

gidilecek- görülecek yerler

hepsinden güzeli onurun yazdığı oyun, günayın ve sedatın şiirleri, bir ara

sindire sindire okunmak üzere bekliyorlar mail kurtumda:)hem acilen

bayram hoca'lı bir muhabbet gecesi tertiplemeli terasta...ve bir de

canan için veda...

yapacak ne çok iş var  şimdi, ne güzel:)

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 6/6/2007 - ev bulamıyoz:)

ortakat, güneydoğu cephe ve otoparklı olsun bir de kızılaya yakın olsun diyoruz emlakçılar içinden uçak da geçsin mi der gibi bakıyorlar:)çok şey mi istiyoruz acaba?

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 24/5/2007 - ya nasıl kıyarız insana?

Deprem Hoca'yı vurdular...

Çığlık çığlığa acısıyla yüzleşirken Sema Hoca içerde,biz dışarda ellerimiz böğrümüzde kalakaldık öylece...

cana  nasıl kıyılır, nasıl...

 

ACIYI BAL EYLEDİK

                                        

Bak şu bebelerin güzelliğine

                     kaşı destan

                     gözü destan

                     elleri kan içinde

 

 

kör olasın demiyorum

kör olma da

                     gör beni 

 

 

damda birlikte yatmışız

öküzü hoşça tutmuşuz

koyun değil şu dağlarda

san kendimizi gütmüşüz

hor baktık mı karıncaya

kırdık mı kanadını serçenin

vurduk mu karacanın yavrusunu

ya nasıl kıyarız insana

 

 

sen olmasan öldürmek ne

çürümek ne zindanlarda

özlem ne ayrılık ne

yokluk ne yoksulluk ne

ilenmek ne dilenmek ne

işsiz güçsüz dolanmak ne

gün gün ile barışmalı

kardeş kardeş duruşmalı

koklaşmalı söyleşmeli

korka korka yaşamak ne

 

 

kahrolasın demiyorum

kahrolma da

                        gör beni

 

 

kanadık toprak olduk

çekildik bayrak olduk

döküldük yaprak olduk

geldik bu güne

 

 

ekmeği bol eyledik

acıyı bal eğledik

sıratı yol eğledik

geldik bu güne

 

 

ekilir ekin geliriz

ezilir un geliriz

bir gider bin geliriz

beni vurmak kurtuluş mu?

 

kör olasın demiyorum

kör olma da

                  gör beni

 

 

                                   HASAN  HÜSEYİN

      

                                      - acıyı bal eyledik-

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

Hayat, saman tadı bırakır benim gibilerin ağzında. Neden? Çok çiğnediğimizden:) Çok çiğnemeyeceksin hayatı. İki çevirip yutacaksın acısı damağını çizmeden ve geniş olacak miden...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Blog RSS

Kategoriler

Arkadaşlar

sewilay
gufabe
dewinim06
parisinyuzleri
taifun
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:18
| Sonraki Sayfa